Page 147 - 2020_2021_mantik_muh
P. 147

Ana Düşünce - I                            TEST | 1


            3.  Gerçekten “özgür” müsünüz? Dilediğiniz zaman dilediğiniz yemeği yiyebiliyor olmak mıdır sizce özgürlük? Toplum-
               sal hiçbir baskı hissetmeden içinizden geldiği gibi şarkı söyleyebiliyor olmak mı yoksa? Canınızın istediği saatte
               uyuyup, canınızın istediği saatte uyanarak, yine canınızın istediği saatlerde istediğiniz kadar çalışarak ihtiyacınız
               olan parayı kazanabilmeniz mi? En azından yumurtayı nasıl yemekten hoşlandığınızı düşünün. İlle de rafadan mı?
               Yoksa “Bugünlük de böyle olsun, ne fark eder ki?” dediğiniz olur mu? Önemsiz gibi görünen bu küçücük ayrıntıla-
               rın mücadelesi içinde silinip gider sizi siz yapan sınırlarınız. Çünkü “özgürlük” sandığınız gibi “sınırsız” olmak de-
               mek değildir, tam tersine net ve güçlü sınırlara sahip olabilmenizle ilgilidir. Diğer bir deyişle, hayır diyebildiğiniz öl-
               çüde özgürlük alanınıza sahip çıkarsınız.
               Parçada ifade edilmek istenen düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

               A)  Özgürlük, içimizden geleni istediğimiz gibi yapmaktır.
               B)  Davranışlarımıza ölçü koymak bizi hür kılar.
               C)  Hayır diyebilmek en güzel erdemlerden biridir.
               D)  Gerçek özgürlük, başkalarının sınırlarını ihlal etmemektir.


            4.  2016’da İki Dillilik Merkezi, Çin’in kuzeyinde konuşulan Mandarin dilinin İskoçya’daki ilkokullarda öğretilmesi konu-
               sunda İskoç hükümetine bir iç rapor hazırlamıştı. Haftada bir saatlik bir dersin beş yaşındaki çocuklar için pek fark
               yaratmadığı ifade ediliyordu. Ama o dili konuşan bir öğretmenle iki saatlik dersler, çocukların Mandarin dilinin temel
               taşlarını kavramasına yardımcı olabiliyordu. Bunlar arasında, yetişkinlerin zorlandığı tonlama gibi unsurlar da var-
               dı.
               Bu parçadan çıkarılabilecek asıl yargı aşağıdakilerden hangisidir?

               A)  Çocuklar, yetişkin bireylere göre yeni bir dili daha kolay öğrenirler.
               B)  Sosyal öğrenme yoluyla dil öğretimi daha kalıcı olarak gerçekleştirilebilir.
               C)  Yetişkinler yeni bir dil öğrenirken dilin bazı özelliklerini uygulayamayabilir.
               D)  Dil öğretimi, her toplumda farklılık gösteren bir unsurdur.


            5.  Kimileri yalnızlıktan hiç hoşlanmaz. Ondan söz edildiği ya da ona mecbur oldukları zaman adeta ürperip donaka-
               lırlar. Yalnızlığı karanlık bir dünya gibi görürler. Panikatakla ondan bir an önce kurtulmanın telaşını yaşarlar. İnsan-
               lar yalnızlıktan neden bu denli korkarlar ki? Yalnızlığı doya doya yaşama fırsatını niçin değerlendirmezler? Bu, on-
               lar için belki de başka kazanımlar anlamına gelmez mi? Oysa ben yalnızlığı sihirli bir dünya gibi görüyorum. Onda
               kendimi buluyor ve tarifi imkânsız bir ruh hâli içerisinde, tüm güzellikleri sudaki ışık yakamozları gibi an be an sey-
               re dalıyorum. Onları her an yakalayabilme heyecanıyla inanılmaz bir haz duyuyorum.
               Bu fikirlere sahip bir yazarın vurgulamak istediği düşünce ile aşağıdaki ifadelerden hangisi örtüşür?
               A)  Yalnızlık çoğu insanlar için korkutucu olsa da bazılarına göre o bir sığınak gibidir. Zihnin ve günün yorgunluğu
                  bence bu sığınaklarda boşaltılır. Hatta yalnızlık gelecek için bir ümit, bir mutluluk deposu gibi de görülebilir. İn-
                  san orada bulduğu hayal zenginliklerini başka hiçbir yerde bulamaz. Onda alabildiğine dinç ve geniş düşünür.
               B)  Benim için bir evde tek başına yaşamak yalnızlık değildir... Eğer dostların bir telefon kadar yakınsa. Eğer tele-
                  fon edeceğin dostların varsa... Bu gece bir şeyler paylaşmak istiyorum dediğinde seninle olacak dostların var-
                  sa... Bu gece bir dostumun omzuna başımı koyup ağlamak istiyorum dediğinde bir omuz bulabiliyorsan…
               C)  İnsanlar çok uzun yıllardır bir arada yaşayarak hayatta kalabilmişlerdir. Birlikte tarım yapmışlar, sırt sırta savaş-
                  mışlar ve bu birlikten doğan kuvvet ile insan ırkı günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. Bana göre, bugün bile
                  insanların çok büyük çoğunluğunun bir arada yaşıyor olması hayatta kalma içgüdüsünün bir ürünü. Bunların
                  ışığında, uzun zamandır söylenegelmiştir ki insan sosyal bir varlıktır.
               D)  İnsanın başkalarına ihtiyaç duymadan hayatını idare edebiliyor olması, hayatını yalnız geçirmesi gerektiği an-
                  lamına gelmez. Yalnız olmaktan hoşlanan insanların aksine ben, insanın ailesinin ya da dostlarının olmasının
                  her zaman yalnız olmaktan daha iyi olduğunu düşünmüşümdür. Yalnızlık, insanı yiyip bitirebilen ve insan ona
                  bir kez alıştıktan sonra hayatını kökünden değiştirebilen bir durum.

                                                       141
   142   143   144   145   146   147   148   149   150   151   152