Page 207 - 2020_2021_mantik_muh
P. 207

Metnin Dil ve Anlatımı - I                    TEST | 31


            2.  Sakura kelimesi Latinceden gelen bir kelimedir. Bu kelimenin Türkçe karşılığı ise “kiraz çiçeği” olarak bilinir. Sa-
               kura ve ağacı Japon kültüründe çok büyük bir öneme sahiptir. Bir nevi Japonya’nın ulusal simgesi olarak görülür.
               Sakura ağaçları Japonya tarafından doğal zenginlik olarak adlandırılır. Bu sebeple sakura ağacına verilen önem
               bu ulus için çok farklıdır. Japonlar, sakura ağacını bir barış simgesi olarak da görürler ve çok önem verdikleri bu
               ağacı sadece dokuz ülkeye dostluklarını geliştirmesi amacıyla hediye olarak göndermiştir. Japonların bu ağacı he-
               diye olarak göndermelerindeki sebep ise evrensel dostluğu geliştirmektir. Japonya’da bu ağacın önemini vurgula-
               mak için bir de “Sakura Vakfı” kurulmuştur. Bu vakıf sayesinde Japonlar bütün dünyada ağacın tanıtılması için ça-
               lışır. Ayrıca ağacın bir barış sembolü hâline gelmesinde de çaba harcarlar.
               Bu parçanın anlatımı ile ilgili,
                I. Karşılaştırma yöntemi kullanılmıştır.
                II. Açıklayıcı anlatım ağır basmaktadır.
               III. Tanımlama cümlesi kullanılmıştır.
               IV. Koşul cümlesine yer verilmiştir.
               yargılarından hangileri doğrudur?
               A)  I-II
               B)  I-III
               C)  II-IV
               D)  III-IV















            3.  Selim öğretmen, öğrencilerine ödev olarak bir yazı çalışması vermiştir. İstediği yazı çalışması içinse şu dil ve anla-
               tım özelliklerini belirlemiştir:

               ¾   Anlatım, üçüncü kişi ağzıyla yapılacak.
               ¾   İkilemelere yer verilecek.
               ¾   Öznellik ağır basacak.
               Buna göre, hangi öğrenci Selim öğretmenin istediği dil ve anlatım özelliklerine uygun bir yazı çalışması
               yapmıştır?

               A)  Ekim ayının son günleriydi. Rüzgâr, vadilerden küçük köy meydanına doğru sert bir şekilde esiyordu. Havanın
                  karamsarlığı içime çökmüştü. Evlerin bacalarından belli belirsiz dumanlar yükseliyordu. Artık bu köyden uzak-
                  laşmak istiyordum.
               B)  Deniz tarafından bir ihtiyar, balıkçı kahvesine doğru usul usul ilerledi. Kapıyı aralayarak içeriye girdi. Sağda sol-
                  da uyuyanlar vardı. Gür bir sesle herkesi selamladı. Kendinden emin adımlarla ilerledi, cam kenarındaki bir ma-
                  saya güzelce oturdu.
               C)  Kapıdan çıkarken soluk yüzlü, sert bakışlı, iri bir adam karşısına dikildi ve gözleri ondan hesap sorar gibiydi. Al-
                  dırmadan yoluna devam etmeye çalıştı. Çirkin suratını aklına kazıdı ve onun bakışlarındaki derin anlamı çöz-
                  me gayretiyle saatlerce yürüdü.
               D)  Gökyüzünün açık güneşli olduğu bir ilkbahar günüydü. Öğleden sonra saat tam beşe çeyrek kala, arabamla
                  Sultanahmet Meydanı’na geldim. Alan insan kaynıyordu. Birden ne olduğunu anlayamadığım bir ses duydum.

                                                       201
   202   203   204   205   206   207   208   209   210   211   212