Page 234 - 2020_2021_mantik_muh
P. 234

TEST | 45                        Metin Karşılaştırma - II

               1.
                      Sürekli Büyümeye
                      Devam Eden, Dünyanın
                      En Büyük Canlısı:
                      Bal Mantarı

                      Eğer dünyadaki en büyük canlı hangisidir deseydik, çoğunuz kuşkusuz 110 tonluk ağırlığıyla mavi balinalar cevabını verecekti. Oysa
                      dünyanın en büyük canlısı 6 kilometre uzunluğa sahip yaklaşık 1600 futbol sahasından daha geniş bir alanı kaplayan ArmillariaOs-
                      toyae adlı bir mantar türü.Çoğunluğu toprak altında kalan ArmillariaOstoyae adlı mantar türü Oregon’un doğusundaki Malheur
                      Ulusal Ormanı’nda bulunuyor. Bal mantarı adıyla bilinmekte olan bu mantar, dev mantar olarak nitelendiriliyor. Uzmanlar bu
                      mantarın en az 2400 yaşında olduğunu belirtiyor. Bölgede  yaşanan ağaç ölümleri bilim adamlarının dikkatini ormanının bu
                      bölümüne yöneltmiş ve araştırmalar sonucunda bu mantarın rizomor arı sayesinde ağaçların köklerindeki su ve besin maddelerini
                      emdiği tespit edilmiş. Bu olayı da zaten ağaç ölümleri takip etmiş.Bu mantar ile ilgili üzücü olan gerçek ise mantar büyümek için
                      diğer  bitkilerin  köklerinden  besleniyor.  Köklerindeki  su  ve  besin  gittiğinden  ağaçlar  ölüyor. Yukarıda  ondan  bağımsız  olarak
                      yaşamaya çalışan binlerce bitki, mantar yüzünden yok oldu ve yok olmaya devam ediyor.2400 yıldır büyüyen mantar yüzünden
                      orman belli bir süre sonra sadece koca bir mantara dönüşecek. Mantarın güçlü yapısından dolayı yıllardır ormana zarar vermeden
                      onu yok edebilecek bir tedavi bulunamadı.



                                                                                     Gökkuşağı

                                                                                     Nasıl Oluşur?
                      Gökkuşakları, ışık ışınlarının su damlaları içinden geçerken kırılmasıyla ve yansımasıyla oluşur. Bir ortamın içinde hareket eden ışık
                      ışınları, başka bir ortamla karşılaştığı zaman ya yansıyarak aynı ortamın içinde kalır veya kırılarak başka ortama geçer. Yansıma
                      durumunda ışığın ara yüzeye geliş açısı ile dönüş açısı aynıdır. Ancak kırılma sırasında açı değişir. Kırılma açısı ortamların kırılma
                      indisleri tarafından belirlenir. Ayrıca kırılma indisi ışınların dalga boyuna bağlı olarak değiştiği için farklı renkteki ışınlar farklı
                      açılarla kırılır. Örneğin beyaz ışık, farklı dalga boylarındaki ışınların bir bileşimidir. Farklı dalga boylarındaki ışınlar bir prizmanın
                      içinden geçirildiği zaman farklı açılarla kırılır. Böylece beyaz ışık kendini oluşturan farklı renklerdeki ışıklara ayrışır. Kırılma açısı
                      kırmızı renk için en büyük, mor renk için en küçüktür. Gökkuşağının oluşumu da ışığın prizmadan geçerken renklere ayrışmasına çok
                      benzeyen bir süreçtir.



                  Buna göre;
                   I. Kullanılan yargılar özneldir.
                  II. Bir konuda bilgi vermek için yazılmıştır.
                  III. Sayısal verilerden yararlanılmıştır.
                  IV. Sebep-sonuç cümlesi kullanılmıştır.
                  numaralanmış yargılardan hangileri her iki metinde de ortaktır?
                  A) I ve III                                     B) II ve III                                     C) II ve IV                                      D) I ve IV
















                                                          228
   229   230   231   232   233   234   235   236   237   238   239