Page 231 - 2020_2021_mantik_muh
P. 231

Anlatım Biçimleri ve Düşünceyi Geliştirme Yolları - VI   TEST | 43


            2.  “Şiir ölüyor mu?” Hiç sorulmaması, sorulmasından daha kötü olan bir sorudur bu. Şiir üzerine bir önceki yaygın gö-
               rüşü yıkan görüşler, yenilik iddiasındaki yıkıcı eserler ortaya çıktığında telaşa kapılanlar muhalifler olur. Muhalif de-
               diğimiz özellikle bir önceki kuşak. Her şiir kuşağının yenilik söylemi yeni umutlar taşır. Şairdeki bu umut aslında şii-
               rin kendi eliyle diri kalacağı düşüncesidir. Bu güç veren düşünceyi şairlere sorulan o meşhur soruda verdiği cevap-
               larda görüyoruz. Bundan tam 82 yıl önce 12 Kasım 1937’de Ulus gazetesinde başlatılan “Şiir Ölüyor mu?” sorulu
               anket bir yıl sonra tamamlanır. Bu soruya dönemin en tanınmış şairleri Ahmet Kutsi, Ziya Osman, Cahit Sıtkı, Or-
               han, Necip Fazıl, Behçet Kemal kendince cevaplar verir. Kitabın arka kapağında ise bu şairlerin nasıl seçildiğine
               dair ipucu vardır.
               Bu parçanın anlatımında düşünceyi geliştirme yollarından hangileri  kullanılmıştır?

               A)  Tanık gösterme - Karşılaştırma
               B)  Karşılaştırma - Örnekleme
               C)  Örnekleme - Tanık gösterme
               D)  Tanımlama - Benzetme



















            3.  Varlıkların belirgin özelliklerini tanıtıp gözler önüne sermek olarak tanımlanan betimleme, açıklayıcı ve sanatsal ol-
               mak üzere iki başlık altında incelenir. Açıklayıcı betimlemede okura bilgi vermek amaçlanır. Ayrıntılar yansız ola-
               rak, olduğu gibi fotoğrafsal bir gerçeklikle, kişisel duygu ve düşünceler katılmadan verilir. Görsellikten çok, izlenim
               ve sezgilerin ağır bastığı sanatsal betimlemede ise yazar, anlatımına duygu ve yorumlarını da katar.
               Bu metne göre aşağıdakilerden hangisinde farklı bir betimleme çeşidi örneklendirilmiştir?
               A)  Eşsiz güzelliği ile dikkatleri çeken İbibik kuşu, aynı zamanda karakteriyle de farklı bir güzellik yansıtıyor. Eşine
                  olan bağlılığını, eşi öldükten sonra yeni bir eş aramayarak gösteren ibibik kuşları ailesine çok bağlıdır. Yaşlan-
                  dıklarında anne ve babasının yiyeceklerini onlar için toplayan, annesi öldüğünde uygun bir yer buluncaya ka-
                  dar onu başında taşıyan ibibikler duygusal hayvanlardır.
               B)  Yanındaki kısa boylu adam duvarın kenarına çömeldi. Sırtında yamalı bir kazak vardı. Öğle güneşi tam alnına
                  vuruyordu. Zaman zaman sıcaktan bunalsa da gölgeye gitmiyordu. Anlaşılan öğle sıcağını çok seviyordu. Ya-
                  nında duran sevimsiz adama ara sıra bakıyordu. Yanındaki uzun boylu adamın ise kasketi yağ içindeydi. Ayak-
                  ta duruyor, elindeki inci tanesine benzeyen teşbihi çekiyordu.
               C)  Akşam olmaya yakın mahallenin yaşı ilerlemiş insanları kahvehaneye gider ve çınar ağacının altında kurulan
                  masalara otururlardı. Tüm masalar bu saatte dolardı. Evlerinden buraya gelen insanlar birkaç bardak çay içer,
                  mavi denizlerin üzerinde geçmekte olan vapurların çıkardığı dalgalara bakarlardı. Kıyı gerisinde oynayan ço-
                  cuklar da martılara simit atardı.
               D)  Şelalenin köpüklü sularının hemen yanına bir gelin ve damat gelmişti. Hemen arkalarında beliren fotografçı ise
                  bu işi bitirip bir başka işe koşmanın derdindeydi. Gelinin başında sıra sıra altınlarla süslenmiş bir fes vardı. Fes-
                  ten, yanağına gelişigüzel bir şekilde inen iki demet sarı tel vardı. Fotografçı bu güzel anı ölümsüzleştirmek için
                  farklı pozlar alıyordu.

                                                       225
   226   227   228   229   230   231   232   233   234   235   236